Sitemize Hoşgeldiniz. (Oturum AçKayıt Ol)

Mesaj önizleme 
 
Konuyu Değerlendir
  • 1 Oy - 5 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Mutluluk Hapishanesi
Yazar Mesaj
Frenk Çevrimdışı
Gizemli Forum Kralı
****
Forum Kralı

Mesajlar: 71
Katılım: Feb 2010
Karma Puanı: 0
Mesaj: #1
Mutluluk Hapishanesi
Çok eskiden yazdığım bir hikaye, devam etmek istedim. Smile

BÖLÜM 1 - KADER
Romeo'nun Julyet'e söylediği gibi " Olmak ya da olmamak işte tüm mesela bu ".

Hayatı ne kadar güzel geçiyordu. Çocukluğunu unatamıyordu hele. Köyün kır çiçekleri arasında koşmak, o temiz havayı içine çekmek, sevinç içinde uçuşan kuşların dansını izlemek... Zamanda çok çabuk geçmişti... sanki çok büyüştü, delikanlı derler ya onun bile fazlası. Mutluluk insanı gençleştirir derdi hep kendi kendine. Gerçektende öyleydi hiç yaşını göstermiyor gibiydi. Ailenin tek çocuğuydu o. Hiç kardeş sevgisini tatmamıştı. Babası çobandı ve hayvanları çok severdi. Birgün sürüsü kurtların saldırısına uğradı, tek varlıklarını kurtarayım derken kurtların kanlı pençelerine av olmuştu, anneside bu olaydan sonra cinnet geçirdi ve intaar etti.O günden sonra yalnızlık nedir öğrendi. Mutluluk saçan o kalp annesini ve babasını kaybettikten sonra yok olmuştu, hayata siyah gözlüklerle bakmaya başlamıştı, yüreğini bir kin, hırs kaplamıştı, o gülen suratından eserler kalmamıştı hatta yaşlanmaya başladığını fark etti.Fakirdi, hiç kimsesi yoktu. Artık burada yaşayamayacağını düşünerek köyü terk etti. Son kez çocukken oynadığı kırlardan geçti, kuşları izledi gözlerinden akan yaşı silerek köyden ayrıldı.

Neden kader bana kötü oyunlar oynadı ? diye düşündü bir ara. Yalnızlık, içinde ki sesi hapsetmişti ucra bir köşeye... Artık sorularına cevap verecek kimsede kalmamıştı. Umutsuzlandı, son kez geri dönüp köye baktı ama köy ufukta kaybolmuştu. Sorularına cevap aramak için içindeki sese birşeyler söylesede yinede ses yoktu. Umutsuzluğu dahada arttı, karamsardı. Az ilerde bağırmalar duydu. Acizliği ve karamsarlığı sürsede kafasını kaldırdı ve baktı. İki hırsız, masum bir kadının gümüş takılarını çalmaya çalışıyordu. Kadının acı feryadı yanmıştı yüreğinde. Kapkara yürek açılmıştı ve içinde ki ses çıkmıştı ucra köşeden. " Ona yardım et " dedi. İlk önce çok şaşırdı, hiçbir sorusuna cevap vermeyen ses şimdi neden ona seslenmişti ? Daha fazla beklemedi hızlıca koştu. Onu gören hırsızlar hiçbirşey alamadan kaçmıştı. Kadının yanına geldiğinde gözlerine inanamadı. Göz pınarları akmak için can atıyordu, kadın ona annesini hatırlatmıştı. Kucağına aldı çok kan kaybetmişti... ve biraz sonra kucağında can verdi. O sırada bağrışmaları duyan köylüler gelmişti ve cinayetten onu sorumlu tutmuşlardı.

Şimdi neredeydi ? Bu kaderin ona oynadığı bir oyunmuydu yine ? O sadece yardım etmek istemişti.

[Resim: hgghk.gif]



~/Birşeyler kazanabilmek için eşit değerde birşeyler feda etmelisin!/~
02-05-2010 07:00 AM
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
Frenk Çevrimdışı
Gizemli Forum Kralı
****
Forum Kralı

Mesajlar: 71
Katılım: Feb 2010
Karma Puanı: 0
Mesaj: #2
RE: Mutluluk Hapishanesi
BÖLÜM 2 - YABANCI

Sessiz karanlığın ardından güneş tekrar doğdu. Gözlerini hafif araladı ama halen geceymiş gibi hissetti. Kapıdan gelen ayak sesleriyle uyandı ve sağına soluna baktı. Ortalığı çok az seçebiliyordu, burası samanlık benzeri bir yer gibiydi. Kapıdan gelen kaba sesle irkildi ve geri çekildi. Kalbinin atışlarını hissediyordu, ilk kez bu kadar korkmuştu.
- Uyan artık katil, az sonra askerler gelecek ve seni buradan alacak.
İrkildi, halen korkuyordu. Şaşkınlık içinde,
- Ne katili ? Kim katil ? Ne demek istiyorsunuz ? Kimsiniz ? Beni neden hapsettiniz ?
- Bırak zırvalamayı katilsin işte tüm köy bunu biliyor.
Sessizlik içinde düşünmeye başlamıştı. Acaba bu adam neden bahsediyordu ? Birden irkildi dünkü olay gözünün önüne geldi. Şimdi adamın ne demek istediğini daha iyi anlıyordu.
- Ama, ama bu olamaz. O kadını ben öldürmedim. Bırakın beni !
Kaba sesli adam,
- Kapa çeneni !... Birde yalan söylüyorsun utanmadan, hem suçlu hem güçlü.
- Neden anlamıyorsunuz ben öldürmedim diyorum.
- Cinayet işlediğin bıcak çantandan çıktı ve üstün başın kandı.
- Peki, peki tamam. Beni nasıl yakaladınız ?
- Bizi görünce hortlak görümüş gibi kaldın ve aniden bayıldın. Bizde seni tutup buralara kadar getirdik. Aslında serbest bırakacaktık ama.
- Evet ama. Ne diyorsunuz ya ?
- Ama o bıcak çantandan çıkınca herşey tersine döndü.
Ortalığı ani bir sessizlik kaplamıştı. Ne o soru soruyordu , ne de adam cevap veriyordu. Kaba sesli adam birden atladı... Kapının açık alt kısmından biraz ekmek ve birazda su uzattı.
- Al şunu ye, aslında katilleri öldürmek gerek ama ne de olsa seni askerler alacak. Gerekli suçu verirler.
Karnıda çok acıkmıştı. Nerdeyse iki gündür yemek yememişti. Yemek ona o yemeğe bakıyordu. Yemedi, yemekte istemiyordu başına gelenlerden sonra. Adam gülünç bir sesle;
- Ha ha ! Yemiyorsun değil mi ? Bilirim ben sizin gibileri, çok insafsızlardır ama gururlulardır.
Çok düşünmeye başlamıştı. Sessizdi, sinirli ve acı doluydu. Olamazdı bu o sadece kadına yardım etmek istemişti. Hayattan nefret ediyordu. Herşey onun üzerine geliyordu.
Sessizliği at toynaklarının gürültüsü bozdu. Bunlar kim olabilirdi ? Birden kaba sesli adam sesini incelterek;
- Buyrun efendim. Evet evet katil burada. Teslim alabilirsiniz.

Bu onun sonumuydu ? Yoksa bir kurtuluş yolu var mıydı ? Kimdi o gelenler ?

[Resim: hgghk.gif]



~/Birşeyler kazanabilmek için eşit değerde birşeyler feda etmelisin!/~
02-05-2010 07:00 AM
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
Frenk Çevrimdışı
Gizemli Forum Kralı
****
Forum Kralı

Mesajlar: 71
Katılım: Feb 2010
Karma Puanı: 0
Mesaj: #3
RE: Mutluluk Hapishanesi
BÖLÜM 3 - YA KAÇ, YA ÖL !

" Sanırım gelenler askerler, artık sonum geldi... suçsuz yere hapishanelere düşeceğim. " diye düşündü. Ağlamak istercesine kapıya doğru yaklaştı. Olan bitenleri anlamak dışarıda nelerin döndüğünü öğrenmek istiyordu. Birden kaba sesli adamın sözlerini işitti,
- Evet efendim o bence katil, delilleri var.
Birden o gizemli kişinin cevabınıda duydu.
- Nasıl delillermiş bunlar, mahkemede sanık olarak çıkarılacağınızı unutmayın...
- Cinayeti işlediği bıçak çantasından çıktı... Birde olay mahalinde bizi görünce bayılıp kaldı. Bunlar şüpheleri arttırıyor.
- Hıımm.... demek öyle, demekki acemi bir katilmiş, kaçmak yerine bayılmak büyük aptallık. Neyse, ne de olsa mahkemede herşey gün yüzüne çıkar.
-Siz bilirsiniz efendim ama ağır bir suç verin.
- Anlaşıldı. Adamı çıkarın askerler.
" Asker mi ? Demek beni tutuklamaya geldiler, artık ömrüm hapishanede geçicek. " diye düşündü. " Ama neden ? Ben suçsuzum...Offf tanrım sen kurtar beni. Nedir bu çektiğim, ben öldürmedim. " dedi ağlamak istercesine. Askerlerin ayak seslerini duyunca kapıdan geri çekildi. Gıcırdayan büyük kapıdan saçılan ışığı önce hazmedemedi. Kimin kim, neyin ne olduğunu başta göremesede sonradan olayı çözdü. Askerlerden biri,
- Çık dışarı katil bizimle geleceksin.
- Benim bir suçum yok. Neden tutukluyorsunuz ? İnanın bana lütfen.
- Kes artık geleceksin dedim.
Askerin sözleri ona çok ağır gelmişti. Aslında çıkmak istemiyordu ama mecburdu çıkmalıydı. Sessiz bir eda ile dışarıya çıktı. Bir atlı komutan karşısında dikiliyordu. Yabancı ise sinsi sinsi sırıtıyordu. Komutan aniden çıkıştı,
- Bağlayın ellerini kaçmasın acımasız.
Çaresizdi söyleyecek söz bulamadı. Son kez,
- Lütfen bırakın beni. Ben öldürmedim diyorum.
-Yeter ! Bırak zırvalamayı sadece mahkemede konuşabilirsin.
- Ama...
Boynunu büktü, karşı gelemezdi, sonunu bilir gibiydi. Komutan tekrar söze girdi,
- Adın ne senin ?
- Şey efendim, eee şey...
-Söylesene be. Ne yuvarlayıp duruyorsun ağzında.
- Mustafa efendim.
- Hımmm Mustafa ha, Katil Mustafa.
Bu sözler onu çok kırmıştı. Suçsuz yere suçlu yerine düşmek gurur kırıcıydı. Bu söz karşısında sesini çıkarmadı... Kaba sesli adam ve komutan konuşmaya girince askerler elini tutmayı gevşetmişti. Tüm gücünü topladı ve inanarak hızlıca bir hamle yaptı... Kaçmayı başarmıştı. Çok hızlı koşuyordu, hayatında bu kadar hızlı koştuğunu hatırlamıyordu... Çok mutlu olmuştu hayatını kurtarmıştı.

Kaçmayı başarabilecek miydi ? Yoksa kaderi ona bir oyun daha mı oynayacaktı ?

[Resim: hgghk.gif]



~/Birşeyler kazanabilmek için eşit değerde birşeyler feda etmelisin!/~
02-05-2010 07:00 AM
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
Frenk Çevrimdışı
Gizemli Forum Kralı
****
Forum Kralı

Mesajlar: 71
Katılım: Feb 2010
Karma Puanı: 0
Mesaj: #4
RE: Mutluluk Hapishanesi
BÖLÜM 4 - SADECE KOŞ !

Koşuyordu... koşuyordu... ve koşuyordu. Şimdilik tek düşüncesi koşmak, ellerinden kurtulup, kaçmaktı. " Suçlu olsaydım eğer kaçmazdım... ama değilim ! Kaçmalıyım bunu kabullenemem. " dedi. " Tamam, tutukladılar, hapsettiler diyelim... Nasıl suçsuzken kalırım ben dört duvar arasında, kaçmalıyım işte. Hadi Mustafa tabana kuvvet koş ! " diye haykırdı. Aslında pek uzaklaşmamıştı, bir ara yavaşlayıp geriden gelen bağırtılara kulak verdi. Bu o komutandı,
- Aptallar ! Nasıl kaçar elinizden ? Size ben ellerini bağlayın demedim mi ? Beceriksizler ! Şimdi gidin, ne yapın edin tutup getirin o katili bana ! Eğer bulamazsanız tüm yıl boyunca nöbetler sizin olur haberiniz ola.
Bunu duyduğu an içine bir şüphe düşmüştü... Hem zaten koşacak bir dermanıda kalmamıştı." Eğer kurtulmak istiyorsam kaçmalıyım, ölsemde kurtulmalıyım ellerinden. " dedi. Askerlerin botlarının gürültüsü yaklaşıyordu. Mustafa koşmaya devam etti. Çalılardan atladı... ağaçlardan geçti. Bir tanesinden... iki... üç... on... daha sayılamayacak kadar çok ağacı geçti. Yorulmanın verdiği acizlik ve korkunun hissettirdiği umutsuzluk tökezlemesine neden olmuştu ve birden kendini çimenlerin üstünde buldu. Dudakları patlamıştı... Kan gölüne dönmüş üstü, kanayan dudaklarıyla kıpkırmızı kesilmişti. Ayağa kalkmayı denedi, yapamadı. Çaresizdi, son kez şans dileyip gözlerini yumdu ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. " Neden köyü terk ettim neden ? Söyle içimdeki ses... sen açtın bu belayı başıma. Onca gündür hiçbir soruma cevap vermeyen sen neden yardım et dedin bana. " dedi ağlayarak. Biraz sonra askerlerin ona yaklaştığını hissederek ağlamamaya çalıştı... " Kıpırdama Mustafa, sessiz ol, tek bir şans daha... " Askerler koşmayı bırakmış, aralarında konuşarak Mustafa'ya yaklaşıyorlardı.
- Nalet olsun bu adama ! Nasıl kaçmayı başardı... eline onca düğüm atmamda cabası.
- Senin beceriksizliğin, sadece daha sert tutacaktın o kadar.
- Kes artık ! Bulamazsak bütün yıl nöbetler bizde...
- Komutan ve onun kaprisleri... Tek yaptığı atında oturmak ve oraya buraya emirler sallamak...
Son sözlerden sonra ortalığa ani bir sessizlik çökmüştü. Ne askerler konuşuyor ve Mustafa düştüğü yerden kalkmaya çalışıyordu. Biraz sonra Mustafa gözlerini açtı. " Hadi tanrım... yüzümü kara çıkarma, kurtar beni. " diye mırıldandı. Kendini zorladı, ayağa kalkmaya çalıştı. Zorda olsa bunu başardı, ortalığa biraz göz gezdirdikten sonra askerlerin onun yanından geçtiklerini fark etti.
- İşte be Mustafa ! Aferim sana ! Atlattın artık, işte şimdi özgürsün... demesi ile beraber bayılıvermişti.

Şimdi ne olacaktı ? Mustafa yakalanacak mıydı ?

[Resim: hgghk.gif]



~/Birşeyler kazanabilmek için eşit değerde birşeyler feda etmelisin!/~
02-05-2010 07:01 AM
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
Frenk Çevrimdışı
Gizemli Forum Kralı
****
Forum Kralı

Mesajlar: 71
Katılım: Feb 2010
Karma Puanı: 0
Mesaj: #5
RE: Mutluluk Hapishanesi
BÖLÜM 5 BÜYÜK BULUŞMA

Sükunet...
Uyuyordu. Dudağından akan kanla ıslanmış yastığının üzerinde dağınık saçları ile başka bir yerdeydi. " Askerler... askerler... Bırakın beni, ben suçsuzum diyorum. Hayır, hayır ben öldürmedim. " diyerek yattığı yerden fırladı. Göz bebekleri büyümüş, terleyen vücudu dadağından akan kanla birleşmişti. Birden yabancı bir sesle irkildi.
- Sanırım bir kabus gördünüz.
Çok korkmuştu.Bir an aklından yakalandığı ve haspiste olduğu geçti. Hemen kafasını çevirdi, kekeleyerek;
- Siz... sizde kimsiniz ? Burası neresi ?
- Burası benim evim.
- Ben, ben en son ormandaydım... Nasıl buraya geldim ?
- Sanırım buranın yabancısısınız. Kanundan kaçar gibi bir haliniz vardı sanki. Hani suçlular kaçar ya.
Yattığı yerden doğruldu,
- Hayır, ne kanunu... Kaçmadım ben !
- Sadece şakaydı... Korkmayın, buyurun oturun. Sizi ormanda bayık halde buldum. Üstünüz, başınız kandı ve yaralıydınız. Hayırdır ne oldu ?
Adamı şüphelendirmek istemiyordu. Biraz çekingen cevap verdi.
- Hayır... olan birşey yok. Sadece bayıldığımı hatırlıyorum.
Adam gülümseyerek,
- Sanırım açlıktan... Kaç gündür yemek yememişe benziyorsunuz.
- Şey... aslında yemedim.
Adam tahta masanın üzerinde duran bir parça ekmek ve bir tas çorbayı işaret ederek,
- Buyrun şöyle... Evde pek birşey yok ama karnınız yinede doyar.
Bu sefer açlığına karşı koyamadı, ne olursa olsun yemeliydi.
- Çok teşekkür ederim.
- Buyrun, buyrun... Afiyet olsun.
Hemen yemeğe gömüldü. Kaç gündür hissettiği korku ve ümitsizliğe bu kez karşı koydu. Adam sohbet etmek ister gibiydi... birden,
- Bu son yaşanan cinayet olayını duymuş olmalısınız ?
Korkmuştu, şüphelenerek,
- Hayır... Ne cinayeti ?
- Bu gümüş eşyaları için öldürülen kadın... Bilmiyor musunuz ?
Bu sorular karşısında gerçek bir şüphe duymuştu... Bilmemezliğe vurarak,
- Yok hayır duymadım.
Adam kafasını öne eğdi. Ağlayacak gibi olmuştu.
- Hayırdır neden üzüldünüz ?
- O... o kadın.
- Evet o kadın ?
- Benim karımdı. Öldüğüne halen inanamıyorum. Acımasız adam, nasıl kıyar karıma.
Mustafa şok olmuştu. Çorba tasına daldırdığı dolu kaşığı birden elinden düşürdü. Bu, bu olamazdı.

Özgürlüğün bedeli bu mu olacaktı ? İşler sarpa sarmışken Mustafa ne yapacaktı ?

[Resim: hgghk.gif]



~/Birşeyler kazanabilmek için eşit değerde birşeyler feda etmelisin!/~
02-05-2010 07:01 AM
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
Frenk Çevrimdışı
Gizemli Forum Kralı
****
Forum Kralı

Mesajlar: 71
Katılım: Feb 2010
Karma Puanı: 0
Mesaj: #6
RE: Mutluluk Hapishanesi
BÖLÜM 6 HABER

Bu Mustafa için çok korkunç bir durumdu. Katil olmasada bir katilin hissetiklerini hissetti. " Bu... Bu adam... Tanrım yardım et. Sen suçu olmayanları korursun. " diye tekrarlamaya başladı. Bu korku, bu büyük buluşma başa gelebilecek en kötü durumdu.
- Bayım... bayım... Neden daldınız ?
Bu soru ile kendine geldi, ayağa kalktı, birkaç adım geri çekildi.
- Kim ?... Ne ?... N'oldu ?
- Dalıp gittiniz, elinizdeki kaşıkta düşünce birşey oldu sandım.
- Yok hayır, korkmayın iyiyim.
Boğazı düğümlenmiş, korkudan kekelemeye başlamıştı.
- Ben... be... ben...
- Sizde gerçekten birşey var. Birden renginiz attı, hatta terlemeye başladınız. Size bir bardak su getireyim.
Adam arkasına döndü. Kırık ağızlı bir testiden küçük bir tasa biraz su doldurdu.
- Buyrun için, iyi gelir.
Mustafa hiç tereddütsüz tası aldı ve içmeye başladı. Su iyi gelmiş, kendini az da olsa iyi hissetmişti.
- Su için teşekkür ederim, gerçekten iyi geldi.
Adam elini Mustafa'nın omuzuna attı.
- Rica ederim. Siz tanrı misafirisiniz. Buyrun şöyle oturun, ayakta kaldınız.
Mustafa bir köşeye, adam bir köşeye oturdu. Kısa bir sessizlikten sonra Mustafa cesaretini toplamıştı, adamın cinayet hakkında ne bildiğini öğrenmek istiyordu ve dönerek sordu,
- Bu karınızı öldüren katil... Yakalandı mı peki ?
- Evet yakalanmış. Askerler gelip alana kadar bizim köy korucusunun samanlığına kapatmışlar. Şimdi hapishaneyi boylamıştır acımasız.
Mustafa yakalandığında ilk kiminle konuştuğunu öğrenmişti... Sormaya devam etti,
- Bu katil... nasıl biriymiş gördünüz mü ?
- Yok hayır, görmedim. Dün gece görmek için gitmiştim. Hatta boğazına sarılıp boğacaktım ama izin vermediler.
Konuşma devam ederken kapının aniden çalınmasıyla ikiside ürkmüştü. Adam şaşırmışcasına,
- Hayırdır inşallah... bu da kim ?
Mustafa birden askerlerin geldiğini düşündü, ne de olsa bu adam ölen kadının kocasıydı. Adam kapıya doğru giderken Mustafa birkaç adım geri gidiyordu.
Kapı büyük bir gürültü ile açıldı. Dışarıda küçük bir çocuk, ölesiye koşmuş, kıpkırmızı kesilmişti.
- Me... Me... Mehmet Amca...
- Hayırdır Kenan ? Neden bu kadar koştun ? N'oldu ?
- Mehmet Amca katil...
- Evet katil ?
- Katil dün askerlerin elinden kaçmış. Beni muhtar amca yolladı. " Çabuk git söyle Mehmet'e askerler birazdan ifadesini almaya gelecekler de... " dedi.
Mustafa ve adam şok olmuştu. Adam dona kalmış, Mustafa ise kaçmak için yer arıyordu. Böyle güpegündüz kaçamazdı. Şüphe çekmemeliydi.

Mustafa'nın katil olduğunu Mehmet anlayacak mıydı ? Zor durumda olan Mustafa yine mi kaçmayı başarıcaktı ?

[Resim: hgghk.gif]



~/Birşeyler kazanabilmek için eşit değerde birşeyler feda etmelisin!/~
02-05-2010 07:01 AM
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
Frenk Çevrimdışı
Gizemli Forum Kralı
****
Forum Kralı

Mesajlar: 71
Katılım: Feb 2010
Karma Puanı: 0
Mesaj: #7
RE: Mutluluk Hapishanesi
BÖLÜM 7 BEKLENMEYEN DÜŞ

Çocuk yorulmanın etkisiyle hızlı hızlı nefes alırken, Mustafa ve Mehmet haberin etkisinden kurtulamamıştı. " Herşey buraya kadar, daha ne kaçacak takatim ne de gidecek yerim var, bitti artık... " diye içlendi Mustafa. Çaresizlik içinde bir köşeye çekilerek oturdu.
- Tamam Kenan gelsinler... O katilin bulunmasını canımdan çok istiyorum.
- Tamam Mehmet amca, ben muhtar amcaya gideyim söyliyeyim.
Kapı büyük bir gürültü ile kapandı. Mustafa oturduğu yerden kalkmamış, ayrı düşüncelere dalmıştı. Mehmet sessizliği bozmak adına söyledi,
- Acımasız adam... Hem karımı öldürür hem de bir şey olmamış gibi kaçar. Anlamıyorum şu insanları.
Mustafa cevap vermedi. Kafasını öne eğmiş düşünmeye devam ediyordu.
- E ne de olsa bir katil, içinde hiç insaf olur mu ? Zevkle işler cinayeti iki dünya malı için...
Mustafa yine cevap vermedi. Yavaş yavaş cinayeti kendinin işlediğine inandırır gibiydi. Ellerini dizlerinin üzerine koymuş, hiç oynatmadığı gözleriyle yere bakmaya devam ediyordu.
- Bayım, ya peki siz... ? Siz nerelerden düştünüz buralara ?
Mustafa bu soru karşısında yine tepki vermedi. Düşünceleri onu başka düşüncelere sürüklemiş kısa bir düş görmeye başlamıştı.

...

Büyük bir salondaydı, salonun ortasında kendisi, yanında iki asker, etrafında elliye yakın insan ve karşısında cübbeli bir adam duruyordu. Etrafa biraz göz gezdirdikten sonra az ilerde öldürülen kadının kocası ve yanında onu tutsak eden köy koruyucusunu gördü. Cübbeli adamın sorusuyla kafasını hemen çevirdi.
- Neden öldürdün kadını ?
- Hangi kadını ? Neden bahsediyorsunuz ?
- Ha ha ! Güzel taktik... Bilmemezlikten gelmek ha, mahkemedesiniz !
Donup kaldı, elleri titremeye başlamıştı.
- Şahitler... ağaya kalkın ! Siz köy koruyucusu, olayı anlatın...
- Sayın hakim, köyde devriye gezerken acı acı bağrışmalar duydum. Öncelikle oynaşan çocuklardır dedim ama bağrışmalar kesilmeyince köyden birkaç adam toplayıp olay mahaline gittik. Karşımızda bu adam, kucağında ölü bir kadın... Bizi görünce birden bayılıverdi. Zaten şüpheleri arttıran bayılması bir de çantasından çıkan kanlı bıçak...
- Tamam, yerinize oturabilirsiniz. Siz öldürülen kadının kocası... Karınız öldürülmeden önce neredeydi ?
- Efendim, karım köyün çıkışındaki tarlamızdaydı... Çok uzak olmasından dolayı yalnız göndermek istemedim ama ısrar edince kıramadım zaten ondan sonra ölüm haberi geldi.
- Oturabilirsiniz... Evat katil tekrar soruyorum... Neden öldürdün kadını ?
- Ben öldürmedim diyorum. Ben sadece yardım etmek istedim. O adamın karısı öldürüldü !
Köy koruyucusu ayağa kalkarak haykırdı,
- Hayır yalan söylüyor ! Bıçak çantasından çıktı.
- Sessizlik ! Yerinize oturun ve ben izin vermedikçe konuşmayın...
Salonda büyük bir sessizlik olmuştu. Hakim yanındaki kişilerle konuştuktan sonra ayağa kalktı.
- Karar verildi... Şahsın işkence ve cinayet suçundan yirmi yıl hapsine...

...

Mustafa düşünden uyanmıştı.
- Hayır ben katil değilim ! diyerek oturduğu yerden fırladı.
Üzerine dikilen iki meraklı göz ve bir soru karşısında titredi.
- Bayım... iyi misiniz ?
- Şey... üzgünüm... çok üzgünüm sanırım bir düş gördüm.
- Sizi korkuttuğuna göre kötü bir düş olmalı. Banada anlatır mısınız ? açılırsınız...
- Yok, hayır... Boşverin iyiyim... demesiyle oturduğu yere doğru bayılıvermişti.

Askerler gelecekken Mustafa'nın bayılması onu yakalatacak mıydı ? Mehmet'in artan şüpheleri onu ele verecek miydi ?

[Resim: hgghk.gif]



~/Birşeyler kazanabilmek için eşit değerde birşeyler feda etmelisin!/~
02-05-2010 07:02 AM
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
Frenk Çevrimdışı
Gizemli Forum Kralı
****
Forum Kralı

Mesajlar: 71
Katılım: Feb 2010
Karma Puanı: 0
Mesaj: #8
RE: Mutluluk Hapishanesi
Beğendiyseniz Devamı Gelir...

[Resim: hgghk.gif]



~/Birşeyler kazanabilmek için eşit değerde birşeyler feda etmelisin!/~
02-05-2010 07:02 AM
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
admin Çevrimdışı
Sevilen Admin
*******
Admin

Mesajlar: 97
Katılım: Jan 2010
Karma Puanı: 0
Mesaj: #9
RE: Mutluluk Hapishanesi
ne kadarda kısaymış Big Grin

情熱 - 報復 - 純愛 - 激怒 - 権力

[Resim: osmanli-da-sigortacilik-sergisi-1233230314.jpg]
[Resim: sigpic197918_34.gif]

NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE!

Avrupa'da Türk Olmak, Tıkla!

[Resim: sigpic203589_19.gif]

hemenporno.com
02-10-2010 02:31 AM
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
Frenk Çevrimdışı
Gizemli Forum Kralı
****
Forum Kralı

Mesajlar: 71
Katılım: Feb 2010
Karma Puanı: 0
Mesaj: #10
RE: Mutluluk Hapishanesi
eğer beğendiyseniz devamı gelebilir

[Resim: hgghk.gif]



~/Birşeyler kazanabilmek için eşit değerde birşeyler feda etmelisin!/~
02-10-2010 04:44 AM
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
Mesaj önizleme 


Foruma Git:




Bize Ulaşın | Sevilen FORUM | En üste Dön | İçeriğe Dön | Arşiv | RSS Beslemesi